Martin Luther Katolik Kilisesi'nin yozlaşmış uygulamalarına karşı çıkarak Hristiyanlıkta yeni bir çığır açan ve Protestanlığın temelini kuran teolog. Alman köylülerinin derebeylerine, prenslere açtığı savaşta, Tomas Münzer’le birlikte köylülerin haklı taleplerini desteklemiştir. Ama isyanın şiddetlenmesi karşısında, Münzer,sınıf ayrımına karşı çıkarakyoksul köylü isyanından yana tavrını sürdürürken, o ayaklanmanın bastırılmasından yana tavır almıştır.

Marx, Kapital’de ‘’Kapitalistin o eski moda, ama durmadan yenilenen örneği olan tefeciyi ele alan Luther, iktidar sevdasının, zengin olma arzusunda bir etmen olduğunu çok yerinde olarak belirtir’’ dedikten sonra Luther’den şu pasajı aktarır:

"Kâfirler, tefecinin katmerli bir hırsız ve katil olduğunu aklın ışığı ile anlayabiliyorlardı. Biz hıristiyanlar ise, bunlara öylesine bir onur veririz ki, yalnız paraları için onlara düpedüz taparız. ... Bir kimse bir başkasının rızkını yerse, çalarsa, elinden alırsa, bu adamı açlıktan öldürmüş ya da düpedüz katletmiş kadar büyük bir cinayet işlemiş olur. Tefecinin (günümüzde foncuların ve de arkalarındaki iktidarın) yaptığı budur ve koltuğunda rahat ve huzur içersinde oturmaktadır... Oysa biz, küçük hırsızları asarız. ... Bunlar zindanlara tıkılır (Karnı aç çocuklarına marketten kahvaltılık çalan baba gibi), büyük hırsızlar ise altın ve ipekler içersinde kibirlenirler. ... İşte bunun için, bu dünyada, para delisinden, tefeciden daha büyük (şeytandan sonra) insan düşmanı yoktur, çünkü o, bütün insanlar üzerinde tanrı olmak ister.. Soylu ve dindar görünmek için güzel pelerinler giyinir, altın zincirler, yüzükler takar, ağızlarını silerler. (Siz, burada bakanlara 'hediye' edilen altın kol saatlerini hatırlayın) ... Tefecilik her şeyin kökünü kurutan, Cacus'dan, Gerion'dan ya da Antus'dan da beter korkunç bir canavardır. Mağarasına çekip götürdüğü öküzleri, halkın gözünden gizlemek için kendisini donatır ve dindar görünür. (…) Cacus, dindar tefeci, çalan, soyan ve her şeyi yiyen habis ve cani demektir.. Ve bütün bu yaptıklarının bilinmesini istemez, kimse onu bulamayacak sanır (bugünün hırısızları, foncu-vurguncuları, halkı soyanları, ‘baş-çalanı’ gibi), çünkü mağaraya sürüklediği öküzlerin (belediye başkanları, meclis üyeleri, gazeteciler ayak izlerini, sanki mağaradan dışarıya bırakılmışlar gibi düzenler. Tefeci de dünyayı böyle aldatır, sanki yararlıymış, herkese öküz dağıtıyormuş gibi davranır, oysa hepsini parçalar ve tek başına yer bitirir.." ( Kapital I, 609-610)

Luther, Cacus’u (yarı-insan hilekar canavarı) tefeciyle özdeşleştirmiş. Ama anlatıma bakılırsa, yoksul köylüleri ezen, sömüren derebeylerini, kilise aristokrasisini, prensleri, yani egemen sınıfları kastediyor. Zaten, sonradan bıraksa da, bu sınıf ve zümrelere karşı mücadelenin içinden konuşuyor. Bu durumda Cacus’u, halkını ezen, soyan, hırsızlığını gizlemek için, (’iktidara zarar verecekse, haksızlık ve yanlışlıklardan şikayetle doğruları söylemek caizdir diyemem’’)fetvasıyla hırsızlığa ‘’sabotajdır, dış güçlerin işidir’ diyen bir diktatör olarak da niteleyebiliriz..,Tıpkı Cacus’un hayvanları kuyruklarından tutup mağaraya sürüklediği için, ayak izleri sanki mağaradan çıkmış gibi göstermesi gibi, hırsızlığın izlerini siler.

**

Şu anda yapılan da böyle bir şeydir. Sarayın dehlizlerine çıkan izleri silmeye çalışıyorlar.Bir yandan izleri silerken diğer yandan da Göbels taktiğine bağvuruyorlar. Ne demişti Göbels?

‘’Suçu hiç bir zaman kabul etmeyin, eğer kabul edemeyeceğiniz büyüklükte bir suç varsa muhalefete yansıtın’’ Adım adım bunu yapmaya çalışıyorlar.Muhalefet aleyhine haber yapmamak gibi şimdiye kadar vuku bulmamış bir suçlamayla gazeteceleri tutukluyorlar. Muhalefetin isim benzerliği gibi küçük hataları azgın bir saldırının gerekçesi oluyor. Böylece toplumun farkındalık bilinicini köreltmeye çalışıyorlar. Çünkü parti-devlet suçüstü yakalandı. SPK, BIST, Masak, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Varlık Fonu, Hazine ve maliye bakanlığı, partinin üst düzey yöneticileri, saray bürokrasisi, Reisin yeğenleri hepsi soygunun bir ucunda. AKP’li 60 milletvekili, valiler, kaymakamlar bu işin içinde. Ömer Çelik’in yakın arkadaşı, AKP Yüreğir belediye başkan adayı, ’’asgari ücretli’’ doç. Dr Osman A. Nacar, Fatma Nene hatun’un on katı parayı yurtdışına kaçırdı. Çelik ve arkadaşı Nacar’ı birlikte gösteren fotoğrafı paylaşan iki gazeteci tutuklandı.Hayati Yazıcı’nın oğlu, holdingine kattığı iki varlık şirketi ile kara paranın aklayıcısı oldu. Ama bir saat içinde soruşturma dışına çıkarıldı. Denetleyici kurulun üyesi aynı zamanda denetlenmesi gereken kurulun da üyesi! Çalan da sorgulayan da kendileri. Hem suçlu ve hemde yargıç da! Tövbe hesabı açmışlar.. Soygunculara paraları oraya iade edin, kurtulun deniyor! O hesaba gelen para 10 milyar lira. Soyulan para 800 milyar lira. Borsada yarattığı zararla birlikte toplam 120 milyar dolar!

‘’AK Parti sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeği ile de nevi şahsına münhasır bir harekettir’’ Karşımızda ekonominin finans kolunda soygunu yürüten örgütlü bir yapı var. Bu yapının, rejimin sürdürülmesi stratejisinin bir parçası olduğunu ve seçimlerde seçmenleri satin almanın bir aracı olacağını öngörmemek safdillik olur. (C.Başkanlığı Finans Ofisi ne yapar acaba? Ayrıca stratejinin bir başka faaliyet alanı siyasal alanda, mesela yerel yönetimleri hedef alan ve bir ayağı adalet sekretaryasında olduğu anlaşılan illegal bir örgütlenme olduğu belli. Diğer taraftan Kardeş Kal Türkiye Ve Türkiye yara Sar Acil durum İletişim gibi örgütler kamuoyuna acil durum müdahalesi, afet hazırlığı ve kriz iletişimi konularına odaklanan gönüllü kuruluşlar olarak tanıtıyorlar. Kardeş Kal Türkiye oluşumu, gelecekte büyük ölçekli hükümet karşıtı gösteriler, toplumsal huzursuzluk, seçmen tepkisi veya siyasi istikrarsızlık durumlarında hükümete ek bir koruma katmanı sağlamaktı. Bunlar üzerinden Reise bağlı, İran Devrim Muhafızlarını kopya eden, 15-20 bin kişi olduğu söylenen bir ordu kurulduğu, mensuplarının Karabük’te askeri eğitim kamplarının olduğu yurtdışı yayınlanlarda ifade ediliyor. Kısaca olan biten bir cihat ve fetih bilincinin motivasyonu ile gerçekleşiyor. Sadece bu değil. Bahçeli’nin, aralarında husumet olan Sarallar ve Şahinler mafya liderleri Burhanettin Saral ve Sedat Şahin’i barıştırdı. Ayrıca yurtdışındaki mafya liderlerinin ülkeye davet edildiği de haberler arasında. Alaattin çakıcı ve Peker dahil, bu dört mafya grubunun mensupları 350 ile 400 arasında. Yani 2000 bine yakın silahlı elemanları var. Aklıma geleni soruyorum.. AKP’ye geçen belediye başkanları ve meclis üyelerinin, satin alınanların yanısıra tehdit edilenler de var. Tehdtleri doğrudan iktidar yapmıyordur sanırım..

Kısacası iç cephenin tahkimi, iktidar blokunun saldırganlığını artırmak, olanaklarını çoğaltmak yönünde her koldan ilerliyor. Başka bir deyişle Cumhur ittifakı, bir yandan imralı süreciyle, öte yandan butlan CHP’si ile, belediye ve milletvekili transferleriyle, zımni müttefkler edinerek tahkim ediliyor. Bunu toplumsal ve siyasal muhalefete saldırarak, baskı uygulayarak, halkın iradesini gaspederek yapıyor. Karşısında bileşik-kollektif bir irade yok!

**

Tanrıların, canavarların ve kahramanların yeryüzünde dolaştığı zamanlarda, gelecekteki Roma'nın yeri Cacus adında bir dev tarafından terörize ediliyordu. Bazı kaynaklar onun insan etiyle beslenen ateş püskürten bir dev olduğunu iddia ediyordu Cacus' adının eski Yunancada 'kötü' veya 'şeytani' anlamına geldiği söylenir. Gerçekten de, mitin tüm versiyonlarında Cacus, halkın baş düşmanı rolünü oynar. Evander, Cacus'u "güneş ışınlarının asla ulaşmadığı bir mağarada yaşayan, çirkin yüzlü, yarı insan bir canavar" olarak tanımlar. Cacus'un mağarasının zemininin "her zaman taze dökülmüş kanla sıcak" olduğunu, "insanların kafalarının gururlu kapılarına çivilenip orada solgun ve çürümüş halde asılı kaldığını" belirtir. Bu nedenle, bölge halkı Cacus'un terör saltanatına son vermesi için tanrılara dua etti. Duaları sonunda Herkül'ün gelişiyle cevaplandı.. Luther’in içi noktalı parantezde olması gereken sözünü buraya alıyorum: ‘Ama Herkül, öküzlerin böğürmelerini ve tutsak ettiği insanların feryatlarını duyacak, Cacus'u uçurumlar ve kayalar arasında arayıp bulacak ve öküzleri bu hain ve cani kimsenin elinden kurtaracaktır. ‘’Rivayete göre Herkül, Cacus’un mağarasına girişi, içerdeki öküzlerin möölemesi üzerine bulmuş ve Cacus’u öldürmüştü.

**

Tanrıların ve canavarların (bununla aslında canavarlaşmış iktidar ve reisler kastedilir) yeryüzünde terör esitirdiği çağlarda halklar Herkül gibi kahramanlardan medet umardı. Bizzat kendisini kurtaracak bilince erişmemişti. Toplumsal birey olma bilincinin geliştiği modern çağda durum değişti; öküzlerin möölemesi geride kalmıştı. 19.cu ve 20. Yüzyıllar bu bilincin devrimci şahlanışına tanık oldu. Ne var ki, küresel sermaye sınıfının tekno-feodal bir düzen kurmakta olduğu, monarşilerin empoze edildiği 21. yüzyılda bu bilinç köreltiliyor. Tek bir örnek yeterli. Yapay zeka bir çok alanda kolaylık sağlamakla birlikte, insanın düşünme ve eyleme kapasitesini gerileten bir rol de oynuyor. Eş zamanlı olarak, 3.cü dünya savaşı sürecini yaşıyoruz. Ortadoğu’daki savaş, petrol fiyatlarının artmasına, dolayısıyla maliyetlerin artışına yol açıyor. Diğer taraftan ticaret savaşlarının gündeme gelmesi, Avrupa’da toplumsal çelişkileri ve giderek isyanları körüklüyor. Kısacası, yeni ortaçağı yada barbarların egemen olduğu bir dönemdeyiz. Ama soyguncu, kan emici barbarlara isyan da gelişiyor.

Ülkenin içinde bulunduğu koşullar, özellikle toplumsal muhalefetin ivmesi, düzeyi, rejimin kendi içinde Sezara karşı Brutus rolüne olanak veriyor. Kriz yangını çatıya sıçramış gibi. ABD emperyalizmi ‘’Sezar’’ı gözden çıkarmış görünüyor.. Ekonomik krizi aşabilmesi için hiç bir şekilde omuz vermedi. Asrın soygunu açığa çıkmışken şehzadeler, damatlar taht kavgasına tutuştu. Hadrianus Fidanus sanki Brutus olmaya aday; ya da emperyalizm tarafından adaylaştırılıyor. Diğer taraftan Bahçeli’nin sözleri de bu çerçevede anlam kazanıyor. "Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP, Türkiye'de Cumhur İttifakı, dünyada Türk asrı.”" Noter konumuna düşürülen Meclis’te nasıl etkin olabilir MHP? Çoğunluk grubu AKP’nin saraydan gelen yasaları onaylamaktan başka bir fonksiyonu var mı, MHP’de aynı durumda değil mi? Peki bunu bilmiyor mu Bahçeli? Elbette biliyor. O halde, aslında sistemin revizyonu; yani Erdoğan yerinde kalacaksa, o zaman yarı-başkanlık sistemi söz konusu olabilir. Bu yapı içinde MHP’nin başbakanlığı alması olasıdır. Üstelik siyasal muhalefeti buna razı etmek, rejimin içine çekmek daha mümkün hale gelir. Bürokrasi içinde mevzi kazanan MHP artık iktidarı paylaşma amacını güdüyor. Rejimin sürdürüle

ABD emperyalist şeflerinin ‘’her dediğimi yapıyor’’ dediği Reise ‘’bugüne kadar ben seni ayakta tuttum, bundan sonra benim dediklerimi de yap’’ diyor. Adete Cemaatle yapılan koalisyon, nasıl cemaat, devlet içinde mevzi kazandıktan sonra başkaldırdıysa, şimdi cemaatinkine benzer rolü ve rotayı MHP izliyor gibi.

**

Sonuç olarak.. Manzara şu. fon skandalı, piyasa manipülatörleri ile finans bürokrasisin ihmalleri ve göz yumması ile ortaklaşa yarattıkları yapay bir finansal afet. 130 milyar dolarlık, esas olarak halkın cebinden yapılan sermaye trransferi..Asrın soygunu.. Muhalefet açsından bakıldıgında; finans bürokratlarını RTE atmasına, işin içinde AKP’I vekiller, yöneticiler, onların oğulları, akrbaları, dostları olmasına ragmen milyarlarca dolarlık servet transferinin gerçek sorumluları ve siyasi bağlantıları tam olarak aydınlatılamadan, süreç yasa değişiklikleri ve bürokratik görevden almalarla kamufle edilerek kapatılmaya çalışılmaktadır. Diğer taraftan